İletişim bir sanattır, iş bilmeyenin elinde ise bir kriz…

İletişim bir sanattır, iş bilmeyenin elinde ise bir kriz…

Hem gazetecilik hem PR hem de kurum tarafında çalışmış, birçok krizle uğraşmış birisi olarak Huawei ile yaşadığımız kriz hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Gerçi Cem abi (Cem Kıvırcık) gayet güzel yazmış (yazıyı buradan okuyabilirsiniz) ama gördüğüm kadarıyla ne Golin’in, ne Senem Çapa ajansının ne de baş aktör Huawei’nin bu olaydan ders almaya niyeti yok gibi gözüküyor. Ne Golin’den, Ne Senem Çapa ajansından ne de Huawei’den ses çıkmış değil.

Şimdi başından başlayalım…

Bundan birkaç ay önce Golin’de çalışan birkaç arkadaşıma “Basın toplantılarının bülteni geliyor ama daveti gelmiyor, bunun belirli bir nedeni var mı?” diye sordum. Topu Huawei’deki bu işten sorumlu kişinin üzerine attılar. Her zamanki gibi klasik yemek yiyelim kahve içelim muhabbeti ile olay kapandı. Ben de doğal olarak o zaman bana Huawei ile ilgili hiçbir bülteni geçmeyin ricasında bulundum. Bu ricama rağmen bültenler gelmeye devam etti, ki bu da sorun değil silersin gider.

Sonrasında, Huawei kurumsal ve tüketici tarafına bakan PR ajanslarını ayırdı ve kurumsal taraf Golin’de kaldı, tüketici tarafına ise Senem Çapa ajansı diye bir ajans bakmaya başladı. Dün gelen bir bültende şunlar yazıyordu ve ertesi gün (yani bugün) Huawei’nin bir basın toplantısı vardı:

Merhabalar,

Huawei Tüketici Elektroniği Grubu’nun açıkladığı Huawei 2017 finansal sonuçları basın bültenini ekte iletiyorum. Desteğiniz bizim için çok önemli 😊

Şimdiden teşekkürler,

Sevgiler…

Tamam çok güzel, desteğimiz sizin için çok önemli ama biz düzenlenen basın toplantısına davet edilecek kadar önemli değiliz. Türkçede çok güzel bir laf var, bu ne perhiz  bu ne lahana turşusu…

Şimdi “yansıma” (İngilizcesi coverage) almak için her türlü şirinliği yap ama basın toplantısına gelince şirinlikten eser kalmasın…

Basın toplantısına istediğin gazeteciyi davet edebilirsin, bizi davet etmeyebilirsin bu gayet doğal. Ben ne senin firman hakkında ne kötü şeyler yazarım ne de eleştiririm. Dükkân senin diye bir tabir vardır ya, dükkân senin, ister çağır ister çağırma. Ancaaaaak, benden destek istiyorsan gülücükler atıyorsan burada bir sorun var demektir…

Bir de anlayamadığım bir başka nokta var…

Huawei’nin son iki basın toplantısının davetiyesine (her iki davetiyeyi aşağıda görebilirsiniz) bakıyorum, birisinde viski, diğerinde rakı deneyimlemeye çağırmışlar… Ürün tanıtımı mı yapıyorsun yoksa viski mi rakı mı tanıtıyorsun? Bunu davetiyeye yazmanın ne anlamı var? Gazeteciler ayyaş mı ki? Sen viskini, rakını, biranı servis et ama senin odağın “haber” olsun, “ürünün” olsun…

Dedim ya iletişim iş bilmeyenin elinde krize hatta faciaya dönüşüyor…

Bunları yazdığım için bir daha hiçbir Huawei toplantısına çağırılmayacağım belki ama en azından içim rahat…

Buraya da gülücük geliyor…

Huawei Davet

Huawei Davet