Elektronik cihazların tamir edilebilir olması gerekiyor

Elektronik cihazların tamir edilebilir olması gerekiyor

 Panasonic Kurumsal Mobil Çözümler Pazarlama Genel Müdürü Jan Kaempfer tarafından yazıldı.

“Temiz teknoloji” bugünlerde dillere pelesenk olan ve herkes tarafından kullanılan moda bir terim haline gelmişken; tüm teknoloji şirketleri, atık önleyici ve mümkün olduğu kadar az “yenilenemeyen kaynağa” ihtiyaç duyan ürünler üretmek, süreçler ve hizmetler sunmak gibi yüklerle karşı karşıyalar. Bunun nedeni ise gayet açık: e-atık yalnızca mali açıdan değil, aynı zamanda çevresel açıdan da giderek büyüyen bir sorun haline geliyor.

E-atığın oluşmasının en büyük nedenlerinden biri, ürünlerin önceden planlanan bir son kullanım ömrüyle tasarlanmasıdır. Dürüst olmak gerekirse, bu yeni bir konsept de değil. Konunun yabancısı olanlar için, tasarımcılar kasıtlı olarak sınırlı ömrü olan bir ürün yarattıklarında ortaya çıkan olgudur. Genellikle, müşterinin kalıcı ihtiyacını geliştirecek kadar uzun sürmesi beklenen bir kullanım ömrüdür ve böylece müşteriyi, geliştirilen bir sonraki ışıltılı ve yeni cihazı satın almaya götüren arzunun artmasını sağlar. Bu yaklaşımı oluşturan motivasyon, özünde finansal odaklıdır. Sonuçta, yeni cihaz satışı yaparak çok daha büyük finansal kazanç elde edebilecekken neden cihazı tamir ederek işleri kolaylaştırasınız ki? Ancak bu yaklaşımın çevresel sonucu felaket olabilir. Bu teoriyi doğrulamak için, her yıl tüm dünyada 20 ila 50 milyon metrik ton e-atığın ortaya çıktığını aktaran istatistikleri göz önüne almanız dahi yeterli olacaktır. Önde gelen çevre örgütü Greenpeace’in, ABD merkezli iFixit ile ortaklık yapması şaşılacak bir şey değildir. iFixit, insanların hemen hemen her şeyi tamir etmesine yarayan kılavuz bilgiler sunan ve “Mobil cihazınız ne kadar onarılabilir?” raporunu hazırlamak için onarım araçları ve yedek parçalar da satan bir web sitesi.  Bu rapor, teknoloji endüstrisinin oldukça sert bir portresini çiziyor ve endüstrinin daha “çevre dostu” bir yaklaşımı benimseme noktasındaki isteksizliğini ortaya koyuyor.

Jan Kaempfer
Panasonic Kurumsal Mobil Çözümler Pazarlama Genel Müdürü Jan Kaempfer

Mobil cihazların tamir edilebilirliği

Raporla ilgili bilgi sahibi değilseniz kısaca aktarayım. Raporda; akıllı telefonların, tabletlerin ve dizüstü bilgisayarların tamir edilebilirliği incelendi ve 2015 – 2017 yılları arasında en çok satan 40’dan fazla modelin değerlendirmesi yapıldı. Araştırmada toplam 17 marka temsil edildi. Bulguların genel özeti, kullanıcıların yaygın olarak bozulan parçaları değiştirme ihtimalinin bulunmadığı, “önceden planlanan son kullanım ömrüyle tasarlanan” bazı örneklerin olduğunu gösterdi. Raporda ayrıca markaların yakın zamanda piyasaya sürdükleri cihazları, eski modellere göre “daha az onarılabilir” olarak ürettiklerini ortaya koyan örneklerin de bulunduğu iddia edildi.

Değerlendirme genel olarak, elektronik cihazların tamir edilebilirliğini artırmak ve kullanıcılara cihazlarının ömrünü uzatmak için onarım seçeneği sunmak anlamında muazzam bir potansiyel olduğunu gösteriyor. İyi örnekler bunun teknik olarak ulaşılabilir olduğunu ve markaların bu konuya ürün tasarımında ve satış sonrası hizmetlerin verilmesinde öncelik vermeleri gerektiğini aktarıyor.

Cihazların daha uzun ömürlü olabilmeleri için onarılabilir şekilde tasarlanması, markaların elektronik üretimle ilişkili pek çok çevresel etkiyi azaltmak için atabileceği en önemli adımdır.  Bu çevresel etkilere hammaddelerin çıkarılmasından, tehlikeli kimyasallara ve üretimde kullanılan yüksek miktarda enerjiye kadar her şey dâhildir. Kolaylıkla sökülerek onarılabilen cihazlar aynı zamanda yeniden kullanım ve geri dönüşüm anlamında da kolaylık sağlar. Ürün artık bir bütün olarak kullanılamaz hale geldiğinde, başka biçimlerde değerlendirilebilir. Parçalar tekrar kullanılabilir. Eğer bu da mümkün değilse, değerli hammaddelerin geri dönüşümle yeniden kullanılabilmesini sağlar.

Gelecek

Müşterilerin düşüncelerinin değişmesi ve Greenpeace gibi örgütlerin baskısı sonucunda, mobil cihaz üreticileri, ürün tasarımı ve geri dönüşüme yaklaşımlarını değiştirmek zorunda kalacak. Bu gözden geçirilmiş yaklaşım; bir cihazın yaratılması, tüketiciye uyarlanması ve nihai olarak kullanılmasına odaklanarak, doğrusal bir üretim yönteminden, ürünlerin ve parçaların birden fazla kez kullanılabilir olmasına doğru giden daha dairesel bir yaklaşıma doğru evrilecek.

Uzman tam dayanıklı cihaz sektöründeki bazı üreticiler bu amaçla şimdiden büyük ilerlemeler kaydettiler. Cihazlarının en aşırı ve zor çalışma ortamlarının bazılarında çalışabilmesi için yeterince dayanıklı olmasına duyulan ihtiyaç, onları ürün parçalarını uzun süreli dayanan şekilde geliştirmeye itti.  Bu kurumlar öncelikle arızalı veya hasar görmüş bir cihazı veya içindeki parçaları onarma kabiliyetinin, e-atıklarla mücadele etmek için ulaşılması gereken birincil hedef olduğunu anlıyorlar. Bununla birlikte, eğer cihaz tam olarak tamir edilemiyorsa, dahili parçaların geri dönüştürülebilme kapasitesi çok büyük önem taşır.  Bu yalnızca çevre açısından değil, aynı zamanda iş süreçleri açısından da dikkat edilmesi gereken bir husustur. Eğer bir cihaz, oluşturulma şekli nedeniyle tamir edilemezse ve yeni bir cihaz gerekliyse, bu durum kullanıcı ve güvenlik ayarlarının güncellenmesini gerektirdiği için, kurumun iç BT departmanını etkiler. Tek bir cihazla uğraşırken büyük bir sorun olmayan bu durum, binlerce cihazı mobil bir iş gücünde kullanan bir kurum için ciddi bir sorun yaratabilir.

Dayanıklı mobil endüstri pazarının lideri Panasonic; Toughbook dayanıklı notebook ve Toughpad dayanıklı tabletleriyle “önceden planlanan bir son kullanım ömrüyle tasarlanan” cihaz üretimi trendini sonlandırmak için çabalıyor ve üretimde daha çevre dostu bir dairesel yaklaşımı kucaklıyor. Ünite içinde bulunan bataryalar yerine değiştirilebilir bataryalar kullanan Panasonic, kullanıcılarına bataryaları istediklerinde yenisiyle değiştirebilme imkânı tanıyor. Panasonic ekranları ve dâhili parçaları, bağlı ve sabit parçalardan ziyade kolaylıkla değiştirilebiliyor veya yenilenebiliyor.

Panasonic’in Toughbook ve Toughpad serileri, dayanıklı olmayan rakiplerinden daha uzun süre dayanacak ve daha düşük başarısızlık oranlarına ulaşacak şekilde tasarlandı. Benzer şekilde, Toughbook ve Toughpad cihazları, kullanıcı tarafından değiştirilebilir batarya ve önceki modellerle geriye dönük olarak uyumlu diğer özellikleri ve parçaları içeriyor. Bu da daha uzun ömürlü, bakımı daha kolay ve çok daha az sıklıkla başarısız olan ve bir veya iki yıl içinde “kullanım ömrü” dolmayan cihazların üretilmesi anlamına geliyor.

 Sonuç

Mobil cihaz üreticilerinin karşı karşıya kaldığı zorluğun derecesi gerçekten çok ciddi. Bu cihazları üretmek için gereken tüm materyalleri ve enerjiyi düşündüğünüzde, kısa ömürlü ve düşük bir geri dönüşüm oranına sahip olan cihazların artık geçerliliğini kaybedeceğini söylemek yanlış olmayacaktır.  Kurumlar, onarılan mobil cihazların ölçüt haline geldiği yeni ve dairesel bir üretim modelini benimsemelidir. Eğer bu yapılmazsa, büyüyen e-atık sorununun kısa bir süre içinde azalacağına dair bir işaret almak pek mümkün görünmüyor.